Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Bunları biliyor musunuz ?    İLETİŞİM    O'na...  
<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11CF-96B8-444553540000" id="obj1" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" border="0" width="genişlik" height="yükseklik">
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

23 Nisan'ın anlamı nedir?

Bugün, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı...

Kategori  Kategori : Okunacaklar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 647
Tarih  Tarih : 23 Nisan 2010, 14:40

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Rıza Zelyut


İşin, çocuklardan öte bir boyutu var. 23 Nisan; çok zorlu olan Kurtuluş Savaşı mücadelemizin başlatıldığı; yeni devlet düzenimizin temelinin atıldığı gündür. 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi toplandı. Ve çok umutsuz bir ortamda; Türkiye'nin varlığı için bir güç oluşturuldu.
Türkleri Avrupa'dan atmak için yüz yıl önce başlatılan saldırı hızlandırılmış ve 1. Dünya Savaşı ile doruğa çıkartılmıştı. 1915'te Çanakkale'den silah zoruyla geçemeyen sömürgeci devletler, 1918 yılında zorla imzalattıkları Mondoros Silah Bırakışması ile tek kurşun atmadan 52 parçalık donanma ile İstanbul boğazına gelmişlerdi.
Güney orduları komutanlığını bırakıp 13 Kasım'da İstanbul'a dönen Mustafa Kemal Paşa, toplarını İstanbul'a çevirmiş olan bu donanmayı Haydarpaşa'dan izlerken, 'Geldikleri gibi gidecekler!' demişti. Türk ordusu dağıtılmış, limanlar; düşmanların eline verilmiş, halkın umudu tüketilmiş; hastalıktan ve savaşlardan kırılan halk ne yapacağını bilemez halde idi. Yoksulluk ve hastalık, teknik gerilikle birleşince artık Türklerin Avrupa'daki ve Anadolu'daki varlıkları sona ermiş gibi görünüyordu. İstanbul'daki Osmanlı hükümeti; İngiliz-Fransız işgal ordularının oyuncağı durumuna gelmişti.
Ve, Karadeniz bölgesini kontrol etmek görevini alarak, Samsun'a doğru yola çıkan Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkıyordu.
Kemal Paşa ve sınırlı sayıdaki arkadaşları, Amasya'da, 'Ya istiklal ya ölüm!' fikrini dile getiren bir bildiri yayımladılar. Buradan Sivas'a ve Erzurum'a ulaştılar; halkla toplantılar yaptılar. Sivas'ta toplanan kongre; İstanbul hükümetini çok kızdırdı. Atatürk'ü öldürtmek için dönemin Osmanlı hükümeti, Sivas Valisi Ali Galip'i kullandı. Bu suikastte, Kürdistan Teali Cemiyeti üyesi ayrılıkçı Kürtlerden de silahlı eleman temin ettiler. (Ayrıntılar, DERSİM İSYANLARI VE SEYİT RIZA GERÇEĞİ isimli son kitabımızda (Kripto Yayınları, 0312 432 1923) belgeleriyle ortaya konuldu). Lakin, Kemal Paşa, bu oyunu bozdu. Sivas'tan Ankara'ya geldi ve burada 23 Nisan 1920'de ilk Meclis'i topladı.

İSTANBUL'DA İŞGAL ÇANLARI
Ankara'da Meclis toplanırken İstanbul'da işgalci devletler duruma el koymuşlardı bile. 467 yıldır Türklere başkentlik yapmış olan İstanbul artık batılı Hıristiyanların eline geçmişti. Fransız işgal kumandanı Franchet d'Esprey'i Rumlar, Ermeniler, Levantenler çılgınca alkışlıyorlar; o da bir fatih edasıyla atının üstünde, Beyoğlu caddesinde yürüyordu. Kiliseler de çanlarını çalarak bu işgali selamlıyordu.
Sonrası daha da zordu. İstanbul'u emperyalist devletlere teslim eden kukla Osmanlı devleti, yok edilmemize razı olmayan Atatürk ve arkadaşları hakkında idam kararı çıkartıyordu. İstanbul'daki Nemrut (Kürt) Mustafa Mahkemesi'nin bu kararı ile Türk milletinin başlattığı Kurtuluş Mücadelesi ezilmek isteniyordu. İş bununla da kalmıyor, Osmanlı Devleti'nin din adamı Dürrizade Abdullah, İstiklal Savaşı'mızı başlatanları da bunlara yardımcı olanları da dinsiz ilan ediyor; bunları öldürmenin farz olduğunu; bunları öldürmek isterken ölenlerin de şehit olacağını ilan ediyor ve bunu da İslam dininin bir emri gibi gösteriyordu.
İşte böyle bir kışkırtma sonucu, Adapazarı'ndan tutun da Yozgat'a ve Konya'ya kadar uzanan geniş bir alanda; Türk askerini arkadan vuran isyanlar patlıyordu. Din adına ayaklanan bu çeteler; kendilerine Yunanlılar'ı dost sayıyorlardı. Osmanlı Padişahı Vahdettin de Mustafa Kemal'in başlattığı kurtuluş mücadelesini bastırmak için Hilafet Ordusu adında bir ordu da kuruyordu. Yani; ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak için çalışan namuslu, yurtsever subaylar; düşman kuvvetlerinden çok, işte din ve padişah adına ayaklanan bu gerici kuvvetlerden daha çok çekiyorlardı.
10 Ağustos 1020'de Osmanlı yönetiminin Batılı devletlerle imzaladığı Sevr Antlaşması ile Anadolu'da Ermenistan, Kürdistan, Pontus Rum devleti gibi devletler kuruluyor, Yunan, İtalyan, Fransız, İngiliz topraklarımızı bölüşüyordu. Buna karşın; 23 Nisan'da ilk toplantısını yapan milli Meclis, ülkemizi kurtarıyor; düşmanlar gibi onunla işbirliği yapan padişah ailesini de kovuyordu.
Sonrasında; Atatürk devrimleri ile yeni bir devlet ve çağdaş bir toplum yaratılıyordu.
Mustafa Kemal Paşa; kazanılan bu başarıları hep hatırlamaları için de 23 Nisan'ı çocuklara, hatta bütün dünya çocuklarına armağan olarak bırakıyordu.
23 Nisan, utançtan kurtuluşa adım atışımızın; yeniden var oluşumuzun örgütlenmesidir. Hepimize kutlu olsun...

23.04.2010

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Okunacaklar

En Çok Okunan Haberler

Gençliğe hitabe22 Şubat 2012

ANKET

En iyi gazete sizce hangisi ?














Tüm Anketler

İzinsiz alıntı yapılması yasaktır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi